Tarif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çıtır çıtır görüntüsü ve yanıklığıyla gönülleri fetheden Fırın Sütlaç yapmak ister misiniz? Hem de sadece 40 dakikada!

Lezzetiyle ve yapımıyla bizleri kendine bağlayan Fırın Sütlaç tarifini sizinle de paylaşmak isteriz.





Malzemeler;


- 700 gr süt
- Yarım su bardağı pirinç
- 1 paket vanilya
- 1 su bardağı şeker
- 3 yemek kaşığı buğday nişastası
- Yarım su bardağı su


İşe ilk olarak pirinci yıkayarak başlıyoruz. Beyaz yani nişastalı suyu kaybolana kadar yıkamanız yeterli olacaktır. Pirinçleri üzerini geçecek kadar su ile haşlıyoruz. Çok az su kalana kadar haşlama işlemine devam ediyoruz ve sonra süt ile vanilyayı ilave ediyoruz. Ara ara karıştırarak kaynamasını bekliyoruz. Kaynadıktan sonra su ile seyrelttiğimiz buğday nişastasını ekliyoruz. Yaklaşık 10-15 dakika daha kaynamasına izin veriyoruz. Ocağın altını kapatıp, kenara alıyoruz. Sütlaç kısmımız hazır!



Fırına koyacağımız kaplarımızı, ki güveç kabı olması daha kullanışlı olacaktır, hazırlıyoruz. Fırın sütlacının püf noktası tepsiye dizdiğimiz kapların yarısı kadar tepsinin içerisine soğuk su koymak ve fırını önceden ısıtmaktır. Su ne kadar soğuk ve fırın ne kadar ısınmış olursa o kadar yanık bir görüntü elde etmiş olursunuz.

180 derece ile 220 derece arasında yaklaşık 20 dakika yani üzeri yanana kadar fırınlıyoruz.

Veee sütlaçlarımız hazır!

Afiyet olsun :)

Püf noktalarınızı bize de yazmayı unutmayın!

Daha fazla tarif için e-posta adresinizi sağ taraftaki kutucuğa bırakmayı unutmayın!
Başlığı görünce içinizden "hadi leyn" demiş olabilirsiniz. Anlayacağınız üzere şöbiyetten bahsedeceğiz sizlere. Konuyu araştırırken kelime yapısının İngilizce'de 'so be it' ten geldiğini gördüğümüzde biz de aynı şeyi okkalı bir şekilde söyledik. Hadi leyn!

Hemen ve hızlıca şöbiyetin 'so be it' ile hiç bir alakası olmadığını, 'hadi leyn' de ne kadar haklı olduğunuzu belirtip konuyu buraya getiren kaynaklara da en içten sevgilerimizi yolluyoruz. Halihazırda şaka mahiyetindeki bu benzetmelerini de selamlıyoruz... :)

Şöbiyet, hepinizin bildiği gibi muhteşem bir hamur tatlısı. Yapılış ve lezzetiyle anlı şanlı baklavaya biraz göz kırpmakta. Baklava yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz. Zira şöbiyet efendiyle pek bir benziyorlar. Bu benzerlikten ötürü kendisinin baklavadan farkına değineceğiz biraz.

Şöbiyet efendinin kelime kökü Arapça'dan gelmektedir. Çok yemek, tıka basa doymak anlamına gelen "şabi'a" kökünden gelmektedir. Etimolojik olarak bu şekilde evet. Kültür karışımı isimlere ve kültür zenginlik göstergesine bir yenisi daha.




Yüzyıllar boyunca hamur, şeker ve kuruyemiş birlikteliği kullanılmış bu coğrafyada. Günümüze kadar da şekilli şukullu ulaşmışlar. Şöbiyette bunlardan biri. Dediğimiz gibi baklava türevlerinden bir hamur tatlısı ve Gazientep yöresinin de göz bebeklerinden biri. İnce ince açılmış hamur ve Antep fıstığı başrolde. Baklavadan farkı ise iç harcında irmiğinde bulunması. Evet şöbiyetin içinde irmik bulunur ve hatta kullanılan süt kaynaklı içerisinde kaymakta bulunabilir. Usta ellerde hazırlanır, fırına verilir, şerbet dökülür, çıtır çıtır yenir. Afiyet olsun.

Şöbiyet işte böyle bir tatlı. Arap dünyasında yapılan, kültür etkileşimi ile bizim baklavaya kardeş olmuş, tam bir lezzet şöleni. Evde de yaparsınız diye tarif linki bırakıyoruz hemen aşağıya...Tekrar tekrar afiyet olsun... :)

Ayrıca mailinizi bırakın ki en son yazılar sizin mailinize de gelsin!

https://www.nefisyemektarifleri.com/baklavalik-yufkadan-sobiyet-tatlisi/
1888 yılı. İngiltere'nin Whitechapel semtinde yaşadığı düşünülen bir seri katil. Londra'nın özellikle fakir kısımlarından kurbanlarını seçen bir gözü dönmüş! Her ne kadar kim olduğu net olarak bilinmese de işlediği cinayetlerde kurbanlarının iç organlarını ustalıkla çıkarmış olmasından dolayı ve realitede gazete tirajlarını da arttırmak için ona Karındeşen Jack adı verilmiş. İşte Karındeşen Jack'in en sevdiği, yemekten hiç bir zaman usanmadığı, lezzetler cümbüşü olarak gördüğü ve hayatının en güzel anlarını yemek yemek olarak söylemesine neden olan o eşsiz yemek, ne olsa beğenirsiniz? Valla biz bilmiyoruz, çokta umursamıyoruz. Karnıyarık olduğunu düşünecekte değiliz. O gitsin mısır gevreği yesin!

Evet muhteşem lezzet karnıyarıktan bahsedeceğiz size. Karındeşen Jack'le hiç bir alakası yok kendisinin emin olun.

Karnıyarık Türk Mutfağı'nın akan suları durduran lezzetlerinden sadece biri. Patlıcan severler buraya! Belki de yapılışından dolayı kendisine halk arasında verilmiş. Çünkü bir adet patlıcanı düşünün. Hafif fırınladıktan sonra kendisinin karnını yarmak suretiyle kıyma ve çeşitli sebzelerle yapılan bir yemek kendisi. Tabii farklı yapılma yöntemleri vardır ama temelde karnı yarılan bir patlıcan mevcut!

Karnıyarık için yöresi tam belli olmamakla beraber tüm Anadolu'ya mal olmuş bir lezzet diyebiliriz. Tarihiyle alakalı çok net bilgiler olmasa da patlıcanla beraber hünerli ellerden çıkabilecek bir yemek olduğu da aşikar.

İmambayıldı ile yakın akrabalar. Aralarındaki fark ise sadece imambayıldı zeytinyağlı ve sadece sebzelerle arzı endam eder. İmambayıldı yazısı burada...Karnıyarıkta işin içine ette girer. Genellikle kıyma olarak. Ama ikisi de muhteşem lezzetler. Aralarındaki akrabalıktan yola çıkarak Ege'nin iç kesimlerine ve İç Anadolu'ya doğru imambayıldı biraz değişmiş ve işin içine et girmiş diyebiliriz. Ayrıca eski zamanlardan beri bilinen bu lezzetlerin akrabalık sebebi iklim ve coğrafya şartlarının zorluğu arttıkça protein bakımından etin yine öne çıkması olmuş olabilir. Bunlar net bilgi değil tabikii, varsayım ama genel olarak fikir yürütmeden ortaya çıkmış gerçeklikler. Başka bilgileri bizimle paylaşırsanız seviniriz.

Aslında çokta takılmayın. Muhteşem bir lezzet ve uyum var karnıyarıkta. Yine Anadolu ve yine bir lezzet şöleni. Afiyetle keyfini sürün.

Oturmuş evinin mutfağında patlıcanı yemek için hazırlıyordu. İçini açıp iç harcını doldurdu. Pişirdi ve afiyetle yedi. Hiç bir zaman yakalanamadı. Arkasında bıraktıkları kurbanları ve birinde unuttuğu şalıydı! Karındeşen Jack, karnıyarık onun vazgeçilmeziydi...

En yeni yazılar mailinize gelsin istiyoruz. Sadece mailinizi bırakın!

Tarif: https://www.nefisyemektarifleri.com/karni-yarik-tarifi/





Çikolataya bulanmak istediğiniz anları hatırlıyor musunuz? 
Öyle anlar için muhteşem bir browni tarifimiz var. Hem de beyaz çikolatalı hem de 45 dakikada hazır!
Hayır!! Şaka yapmıyoruz. :)

Giriş kısmında ilginizi çekebildiysek eğer şimdi asıl konumuza geçebiliriz.
Pişme süresiyle beraber 45 dakikanızı alacak browni tarifimiz inanılmaz kolay.

Malzemeler; 

- 125 gram margarin (tereyağ da olabilir)
- 1 paket vanilya
- 1 su bardağı toz şeker
- Yarım su bardağı un
- 240 gram bitter çikolata (biz %60 kakaolu olanları tercih ediyoruz ama bitter ile aranız iyiyse %80 de olabilir)
- 80 gram beyaz çikolata (isteğe bağlı olarak daha fazla da olabilir)
- 4 yumurta
- 2 yemek kaşığı kakao (olsa da olur olmasa da)

Bu lezzetin keyfine en güzel sade Türk Kahvesi ile varabilirsiniz bizce :)

İlk yapacağımız iş, margarini eritmek. Biz tereyağ ile hiç denemedik ama tabii ki denenebilir ve daha güzel sonuçlar elde edilebilir. Yağı kısık ateşte ve yakmadan eritmek işin sırrı diyebiliriz. Tamamen eridikten sonra ocağın altını kapatıp, bitterleri parçalamaya başlıyoruz. Bu arada biraz soğumaya başlayan yağ ile buluşturuyoruz ve kıvamlı bir çikolata elde ediyoruz. Bu işlem sırasında iki kişi olmanız işinizi kolaylaştıracağı gibi tek başınıza da mükemmel bir sonuç elde edebilirsiniz. Kıvamlı çikolata hazırsa 4 yumurta ile şekeri buluşturabiliriz. Bir güzel el çırpıcısı ya da çatal yardımıyla çırpıyoruz. Kaynaştıklarından emin olduktan sonra hazırladığımız çikolatayı yumurtalı şekerin içine döküyoruz ve karıştırmaya devam ediyoruz. Karıştırırken unu ve vanilyayı eklemeye başlıyoruz. Bu noktada kakao isteğe bağlı olarak eklenebilir. Eğer daha katı bir browni elde etmek isterseniz, ekleyebilirsiniz ama hafif yumuşak olsun derseniz hiç gerek yok. En son parçalara ayırdığımız beyaz çikolatayı koyup karıştırmaya devam ediyoruz. İsterseniz bir kat browni araya beyaz çikolatada serpiştirebilirsiniz. Borcama ya da pişirmek istediğimiz kaba alıp, içine yağlı kağıt koyarak 160 derecelik fırında 25 dakika pişiyoruz.

Mutfak ve hatta tüm ev buram buram çikolata koktuğu an bilin ki pişti :)

Ansızın gelen misafirlere karşı mükemmel bir önlem olmasının yanı sıra bir gece dolapta beklemiş halini de denemelisiniz mutlaka. Üzerine bir top vanilyalı dondurmayla her mevsimin vazgeçilmez lezzeti olacak bize göre :)

Afiyet olsun... 

Daha fazla tarif için e-posta adresinizi sağ taraftaki kutucuğa bırakmayı unutmayın!

Lahmacun, Güneydoğu bölgemize özgü Kahramanmaraş'tan Akdeniz'e de göz kırpan muhteşem lezzet. Şöyle alırsın önüne, içine domates, soğan, yeşillik ekler ve limon sıkarsın, sonra da dürüm haline getirir afiyetle, dolu dolu ısırır yersin. Yanına da bir ayran, ağız dolusu ısırdıktan sonra bir yudum alırsın. Karışımdan doğan muhteşem aroma damakta yayılır.  İşte haz, işte lezzet, işte hendek, işte deve...

Lahmacunun tarihi çok eskilere M.Ö. 5000'lere kadar dayanır, ilk olarak Babiller'e özgü bir yemek olarak karşımıza çıkar. Mezopotamya'da sıklıkla tüketilir. Çünkü taşıması kolay, saklanması kolay ve uzun ömürlü, doyurucu ve lezzetli bir yemektir. Kendisine bu dönemlerde ne denirdi bilinmez ama M.S. 17 yy. da Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde "lahm-ı acinli börek" olarak geçer ve bilinen en eski yazılı kaynaktır. Tabii halk içinde daha eskilere dayanan bir söylemi de olduğu kesin.

Evliya Çelebi'nin bu tabiri Arapça'dır. Arapça'da lahm; et anlamına, acin de yoğrulmuş anlamına gelmektedir. Yani kendisi yoğrulmuş etli börektir; lahmacun...


Yurt dışında ve ülkemize gelen birçok turist kendisine Turkish Pizza, yani Türk Pizzası demektedirler. Lahmacunun bu isimlerle de ülkenin dört bir yanında, mesela Bodrum'da tanesi 55 ila 80 TL arasındaki fiyatıyla sofraları ve damakları şenlendirmektedir.

Yöresine göre yapım aşamasında bazı ufak farklılıklar göze çarpmaktadır. Gaziantep'de soğansız ama sarımsaklı, Şanlıurfa ve Mardin'de ise soğanlı yapılır. Et harcı hemen hemen aynıdır bu iki isim dışında. Kahramanmaraş'ta ise hem soğanlı hem sarımsaklı olarak yapılır. Genel olarak taş fırında pişirilen lahmacun, Kahramanmaraş'ta birçok bölgede sacda pişirilir. Yine kimi yerlerde şekil bakımından tamamen yuvarlak olurken kimi yerlerde elips şeklinde yapılır. Heee bir de sevimli mi sevimli fındık lahmacun vardır ki normalinin minyatürü gibidir. Ayrıca Gaziantep'te "sıçırtma" isterseniz şayet lahmacunun içinde közlenmiş patlıcanla karşılaşırsınız.


Tabii lahmacunun asıl olayı ise zırhtan çekilmiş etle, isot, domates, maydanoz, salça, sarımsak ya da soğan, karabiber ve tuzla hazırlanan iç harcı ile ince ve çıtır olması açısından mayasız olan hamurun incecik açılmasıdır. Kimileri garnitür olarak içine domates konulmasını istemez, tadını bozduğunu düşünürler ama siz nasıl isterseniz yiyin bu lezzeti.

Lahmacunu evde yapabilirsiniz tabii ama bu işin ustalığı da ayrı. Hatta birçok yerde "yalancı lahmacun", "15 dk da lahmacun" gibi tariflere de rastlayabilirsiniz. Unutmayın, taklitler aslını yaşatır. Ama evde de güzel yapılabilir tabii, denemek isteyene aşağıdaki link yardımcı olabilir. Afiyet olsun...

https://www.nefisyemektarifleri.com/lahmacun-tarifi-ev-yapimi/

Hemen her yaştan insanın yemeklerle alakalı muhabbet edeken isim yarıştırma işinde belki ilk sıralarda aklımıza gelir imambayıldı. Belki de dilber dudağı ve vezir parmağından sonra. İlginç ismi lezzetinin yanında her zaman o soruyu sordurmuştur bizlere: Kim bu imam? Neden bayıldı? Bu imamın bayılmasının arkasındaki güç ne? Tabii ki lezzeti olsa gerek...

Muhteşem lezzetler ve yaratıcı isimlerle dolu mutfağımızın bir başka yıldızından bahsedeceğiz anladığınız gibi...İmambayıldı. Türk Dil Kurumu'na göre birleşik yazılır önce onu belirtelim.  Din ve mutfak işlerinin birbirine karıştığı imambayıldının diğer yıldızları da soğan, sarımsak, yeşilbiber, domates ve maydanoz ile isteğe göre çeşitli baharatlardır. Gördüğünüz gibi vegan bir lezzet kendileri. Başrolünde patlıcanın olduğu Türk mutfağının bu güzide lezzetinin adı neden böyledir peki?

Food in Mobili olarak bu imamın peşine düştük, üç değişik rivayete ulaştık. İlk olarak oldukça basit bir yaklaşımla imamın eşinin "evde ne varsa içine kattım" diyerek yaptığı yemeğe olan hayranlığından kalan bir isim. Bu evden sonra diğer hanelere de yayılır yemek ve isim birazda mizahi duygularla imambayıldı olarak kalır.

Diğer rivayete göre; biliyorsunuz ki tarihimiz çetin savaşlar ve kıtlıklarla dolu. Öyle ki mısır, buğday ve hayvansal ürünlere hasret kalınılan bir dönemde kilerlerin önemi ve depolama oldukça önemliymiş. Bizim köyün imamı da kirli çıkıymış biraz ve kiler tıka basa doluymuş. İmam nihayetinde. Anladınız siz onu. Bir gün imamın karısı bütün kileri boşaltmış ve köylüye dağıtmış, kalan birkaç malzemeyle de bizim yıldızı yapmış. İmam yemeği çok sevmiş sevmesine ama kileri görünce malum sonuç olmuş. Yemeğin adı da imambayıldı olarak kalmış.

Son rivayete göre de imamımız zengin bir zeytinyağı tüccarının kızıyla evlenmiş. Eee kayınpeder zeytinyağı zengini olunca çeyizde zeytinyağından geçilmiyormuş. Kadın imamımıza sürekli zeytinyağlı patlıcan yemeği yapıyormuş. İçine domates, biber, soğan ve sarımsak ekleyerek yaptığı bu yemeğe tabii ki sevgisini de katıyormuş. O kadar mutlularmış ki, bu yemek sanki onların çocukları gibi olmuş. Patlıcan abi, zeytinyağı ve domates, biber, soğan da kardeşleriymiş. Mutlu mesut yaşarlarken bir gün ne olmuş biliyor musunuz? Zeytinyağı bitmiş. Zeytinyağının bittiğini öğrenen imamımız bir karısına bakmış, bir boş zeytinyağı şişelerine bakmış, bir de domates, biber, patlıcana. Bu şoka dayanamayan imam, mutfak literatürüne gireceği o meşhur anı yaşamış ve bayılmış...

İşte rivayetler böyle. İmambayıldı, muhteşem lezzet, toplumumuza mal olmuş, tarihi tam net olmayan anonim bir kültür şaheseridir. Zeytinyağı ve patlıcanın başrolde olduğu bu vegan lezzet aynı kültür yemeklerle bolca karşımıza çıkan Ege yöresine ait bir lezzettir.

İmambayıldının hikayesini Food in Mobili olarak paylaşmak istedik. Domates, biber, patlıcan şarkısıyla sanki üçüncü rivayetteki imamı gözümüzün önüne getiren büyük usta Barış Manço'yu da saygıyla anıyoruz.. Zeytinyağının bittiğini öğrendiği o an ve "Domates, Biber, Patlıcan".Karsu'nun güzel yorumuyla şarkıyı aşağıya bırakıyoruz... Bir anda bütün dünyam karardı, bu sesle sokaklar yankılandı, domates, biber, patlıcan.


İmam Bayıldı Yapımı Tarifi İçin Malzemeler

  • 5 adet patlıcan
  • 2 büyük boy soğan
  • 3 adet yeşil biber
  • 3 adet domates
  • 6-7 diş sarımsak
  • Yarım demet maydanoz
  • Sıvı yağ
  • Pul biber
  • Karabiber
  • Tuz

İmam Bayıldı Yapımı Tarifi Yapılışı

  1. Patlıcanları alacalı soyarak yarım saat kadar tuzlu suda bekletin.
  2. Ardından tuzunu akıtıp, havlu kağıt ile kurulayıp çevirerek her yönünü sıvı yağda kızartın.
  3. Yağın fazlasını alması için havlu kağıda alın.
  4. İç harcı için soğanları piyazlık doğrayın, 2-3 yemek kaşığı sıvı yağ ile ocağa alın ve kavurmaya başlayın.
  5. 5 dk kadar soğanlar kavrulduktan sonra küçük doğranmış biberleri ve sarımsakları ilave edin, bir süre daha kavurun.
  6. Küçük doğranmış domates ve baharatları da ekleyerek domatesler suyunu biraz çekene kadar kavurmaya devam edin.
  7. İnce kıyılmış maydanozu ekleyerek ocaktan alın.
  8. Fırın kabına aldığınız patlıcanların üzerine boydan çizgi şeklinde kesin.
  9. İçlerine hazırladığınız iç harcından doldurun.
  10. Tavada kalan domatesli suyu fırın kabına dökün.
  11. Eğer su yeterli değilse domates sosu ile ya da çok az salça ile sos hazırlayın ve 190 derece ısıtılmış fırında pişirin.
         Afiyet olsun...